24-ESNAF ARKADAŞIMIZI, UÇAK ve EV ÇIKTI DİYEREK İSTANBUL’A GÖNDERDİK

O günlerde sanırım Tercüman Gazetesi, 60 kupon biriktiren bir okuruna kur’a sonucu bir uçak ve bir ev vermeyi vaad ediyordu. Ben, ortağım Mehmet Emin ve bakkal arkadaşımız Murat, kuponları tamamlayarak gazete adresine gönderdik. Ve çekiliş gününü beklemeye başladık.

Bakkal Murat her gece gördüğü rüyayı sabah gelip bize anlatıyordu. Bahçesinde kocaman bir uçak olan bir evde görüyormuş kendini. Hem de İstanbul’da!

Yine bir sabah, henüz kendi dükkânını açmadan koşarak bize geldi.

“Arkadaşlar. Bugün sabah namazından sonra daldığım rüyada oğlum Selim’i İstanbul’da evin bahçesinde oynarken gördüm. Bu ev ve uçak kesin bana çıkacak arkadaşlar!”

Ortağım Mehmet Emin de benim gibi şakacı bir yapıya sahipti. Birbirimize bakıştık. O an ikimizin de aklına, arkadaşımız Murat’a bir oyun oynamak geldi ve gülüştük. Bunlar olurken yanımızda, lisede kâtiplik yapan arkadaşımız Cemal de vardı.

Murat bizden ayrılıp dükkânına gidince ben, Mehmet Emin ve Cemal kafa kafaya verip uygulayacağımız oyunun plânını kurmaya başladık.

Cemal okulda daktilo ile bir çağrı mektubu yazacaktı.

“İstanbul 8’inci Noter Celâl Özdemir huzurunda çekilen kur’ada size bir ev ve uçak çıktı. Gerekli işlemlerin yapılması için lütfen İstanbul’a geliniz…” içeriğinde olacaktı mektup.

Mektup yazılıp tamamlandı. Biz Mehmet Emin’le, gazete üzerinden kırmızı “Tercüman” yazısını özenle kestik, belli olmayacak biçimde dikdörtgen zarfın üzerine yapıştırdık. Cemal, zarf üzerine alıcı olarak “Sayın Murat Çiftçi” diye yazdı, adresi ekledi. Sonra da İstanbul’da hukuk tahsili yapan kardeşine gönderip oradan postaya vermesini tembihledi.

Bir sabah yine heyecanla bizim dükkâna koştu Murat. “Ben iki gün kadar yokum. Dükkân enişteme emanet. Hadi eyvallah arkadaşlar” dedi ve İstanbul’un yolunu tuttu garip.

Öğrendik ki, İstanbul’a varınca Tercüman Gazetesi’nin Topkapı’daki tesislerine koşmuş, zarfı yetkililere gösterince bunun ne denli ağır bir şaka olduğu o yetkililerce kendisine anlatılmış. Bizim saf yürekli arkadaşımız da yıkılan hayallerini önüne katarak daha o gün Çumra’ya dönüş yolunu tutmuş.

Geldiğinde iki-üç gün dükkânını açmadı Murat. Umarım, kendine nasıl bir kumpas kurulduğunu bu kitapçığı okuduğunda öğrenecektir. Ama ben, “Ne olur, ne olmaz” deyip o zamanlar helâlleşmiştim kendisiyle.