28-ARABAMI NASIL ÇARPTILAR

Ruhsat sahibinin kartını alan kişiler, o kart sahibine varıyorlar ve arabanın kaydını üzerlerine alıyorlar. Ve böylece araba resmen kendilerine geçiyor. Ben ise, “Bu çek gününde muteberdir” yazısına duyduğum güvenle gayet rahatım. Ancak, İstanbul’a taşınmayı düşündüğüm için Çumra’daki evimi bir Anadol kamyonet ve bir miktar para karşılığı komşuma sattım.

Yine bir gün, Honda arabamı alan kişilerden biri kardeşiyle birlikte bana geldi ve Anadol kamyonetime müşteri oldu. Yine belli bir kârla onu da sattım. Ama içime de bir kurt düştü. Henüz Honda için verdikleri çekin günü gelmemişti ve adamlara ikinci arabayı kazançlı olarak satıyordum. Bu işte bir bit yeniği olmalıydı ama neydi…

Çekin ödeneceği bankanın Çumra’da şubesi yoktu. Konya’ya gittim ve bankayı buldum. Ama görevliler, (öyle sanıyorum ki) bilmelerine rağmen beni uyarmadılar. Çek aynı çek fakat cirolar değişikti…

Banka görevlileri, “Hele bir günü gelsin” dediler.. Ben de çaresizce vade gününü beklemeye başladım. Ama bir kez içime kuşku düşmüştü ya, hemen kamyonetin ruhsat sahibi olan Hacı abiye satış devri yapmamasını tembih ettim. Honda’nm satış devrini almışlardı ve benim de oturup çekin vadesini beklemekten öte yapacağım şey yoktu.

Şunu açık yüreklilikle söylemek isterim ki, başta banka müdürü olmak üzere tüm yetkililer çekin karşılıksız olduğunu, bir şebeke tarafından dolandırılıyor olduğumu biliyorlardı. Ama kendileri de bu örgüte alet oldukları için susuyorlardı.Sonunda çekin vadesi geldi. Tabii ki karşılığı yoktu. Müdüre çıktım ve “Siz böyle bir adama nasıl çek verebilirsiniz ?” diye hesap sordum. O da, “Biz çek karnesini verdiğimiz gün hesabında para vardı. Karneyi aldığının ertesi günü parasını çekmiş. Biz ne yapabilirdik ki ?” cevabını verdi. Sonradan öğrendim ki, aynı şebeke benim gibi 40-50 kişiyi dolandırmıştı.

Hemen Anadol kamyonetimi aramaya koyuldum. En azından onu kurtarabilirdim. Kamyoneti, sanayide kaza yapmış olarak buldum. Almaya kalktığımda da vermediler. Kendi aralarında adi bir satış senedi düzenlemişler. Ancak, ruhsat sahibi Hacı abi ve polisimizin kararlı girişimleriyle, büyük hasarlı da olsa kamyoneti geri almayı başardım.

Honda arabam, üzerine doğru dürüst binemeden elimden uçup gitmişti. İçerlemiştim bu duruma. Çeki ciro eden kişiyi bulma ümidiyle İstanbul Maltepe’ye gittim, yazılı olan adresi buldum. Adreste öyle birileri bir iki ay kadar oturmuşlar. Kemerburgaz kömür yataklarında kömür işletmeciliği yapıyorlarmış. Kemerburgaz’a da gittim, aradım ama izlerine rastlayamadım. Tüm isim ve adresler yanlıştı.

Not düştüğüm günlüğüme, “Ya Rab, bu günleri bana bir daha yaşatma !” diye yazmışım.