36-“GÜMÜŞ YÜZÜK SENİN ELİNE GÖRE OLACAK” DEDİLER

Bir cuma günüydü. Saat 9’da açtığım dükkâna 10’a doğru iki bayan geldi. Ben, az da olsa tanıdığım bu iki bayanla ilgilenirken içeriye bir bay ve bir bayan daha girdi.

O zaman kuyumcu dükkânımda gümüş de bulunduruyordum. Gümüşlerin durduğu vitrin bir parça içerde bir yerdeydi. Bu bay ve bayan müşteri gümüşlere bakmak için tezgâh başına geçtiler. Ben de gümüşleri önlerine bırakıp altın tezgâhı başına geçmek istedim. Çünkü bu arada içeriye bir bayan müşteri daha girmişti. Ama gümüşleri incelemekte olan bayan beni bırakmamak için, ‘Yüzük alacağımız kişinin elleri sizin ellerinizle aynı. Yüzüğü sizin parmağınızda ölçelim. Lütfen şunu takar mısınız ?” diyerek beni oyalamaya başladı. Bu arada benim görüş alanım iyice kapanmıştı. Dükkâna son giren bayan, “Ben biraz sonra geleceğim” diyerek çıktı gitti. Gümüş tezgâhı başındaki kadın ve erkek de bir yüzük alıp gittiler.

Onlar gidince altın vitrinine baktım ve altı adet bileziğin yerinde olmadığını gördüm. Kapıyı kapatıp karakola koştum. İfadem üzerine Emniyet Müdürlüğü’nde resim tespiti yaptırdılar. Bilezikleri çalmış olanı değil ama beni tezgâh başında oyalayan işbirlikçileri teşhis ettim.

Mahkemede hâkim, “Çalanla bu insanların birlik olduklarını nereden biliyorsun ?” diye soru açınca bu işten sonuç alınamayacağını anladım. Çünkü yapılan 2-3 duruşmadan bir şey çıkmamıştı ve boşuna zaman kaybediyordum.