44-KONTAK ANAHTARINI ARABA ÜSTÜNDE BIRAKMANIN BEDELİ

îşyerim Haznedar’da, evim Şirinevler’deydi. Bir Renault Flash otomobilim vardı. Dükkânı kapattığım bir gün evimin yakınında seyyar satıcılık yapan bir hemşehrimden meyve almak için durdum.

Kontak anahtarını araba üzerinde bırakmıştım. Meyveleri alıp parasını ödedim. Sonra geriye dönüp baktım ki iki dakika içinde arabamın yerinde yeller esiyor!

O heyecanla Şirinevler karakoluna koştum. İşin en kötüsü de işyerimin anahtarları çantamda, çantam ise arabamın içindeydi.

Ben karakolda ifade verirken, arabamı çalıp götürmüş olan dükkân komşumun oğlu Hakan hemen Haznedar’a geliyor ve çantamdaki anahtarlarla dükkânı açıyor. Bu sırada Fatih Gıda sahibi Halil bey durumu görüyor ve “Hayırdır Hakan” diyor. Hakan da, “Mustafa ağabey arabayı ve anahtarları vererek dükkânı açmam için beni gönderdi” diyor. Ve kapıyı açarak içeriye giriyor, çelik kasaları açmaya çabalıyor.

Dükkân komşum kuruyemişçi Ahmet olayı görüyor ve kuşkulanıyor. Kapının yanma gelerek, “Kepengi üzerine kapatalım ve Mustafa ağabeye haber verelim” diye konuşmaya başlıyorlar. Tabii, o zamanlar cep telefonu olmadığından beni anında haber etme imkânları yoktu. Bu konuşmaları duyan Hakan dükkândan dışarı fırlıyor, arabaya atlıyor ve uzaklaşıyor.

Ben, olaydan bir saat kadar sonra işyerime geldim. Anahtarlarım ve değerli kartlarım arabada kalmış olduğuiçin telâş içindeydim. Bir de baktım ki, işyerimin önü polis ekipleri ve meraklı halkla dopdoluydu. Bütün olanları da o zaman, orada öğrendim. Arabamı çalan, zaman zaman kendisine borç para vererek iyilikte bulunduğum tekstilci komşumun oğlu Hakan’dı.

Polis gerekli tutanakları tanzim etti ve karakola gittik. Ben önce, “Gençtir, şeytana uymuştur. Üstelik komşu çocuğudur” diyerek şikâyetçi olmadım. Ama çalan şahıs belli olduğu hâlde aradan bir hafta geçmesine rağmen arabam geri gelmedi. Babası ve ailesi benim iyi niyetimi anlayamamıştı. Bu gücüme gitti ve bir dilekçe ile savcılığa suç duyurusunda bulundum.

15 gün sonra yakalandı Hakan. Beni hayli üzmüştü ama asıl kendine etmişti edeceğini. İki buçuk yıl hapiste kaldı ve sabıka sicili alarak geleceğini mahvetti.

Hakan gibi birinden böyle bir davranışı asla ummuyordum. Bu yüzden çok üzgündüm. Amcası bir gün bana, “Onu asıl bir arkadaşı bu işe yönlendirmiş. Çalma plânını da o yapmış” dedi. Kötü bir arkadaşın insana ne kötülükler getirebileceğini o zaman bir kez daha anlamış oldum. Babası da bu olay üzerine manen yıkılmış olacak ki, çok geçmeden işyerini başka bir semte taşıdı.