17-İŞYERİMİZİN TELEFONU VARDI

1980’li yıllarda telefon, ulaşılması güç bir lükstü. Bu yüzden de sayılı esnafta vardı. O kadar ki, telefonu olan bir firma hem güçlü bir ekonomiye, hem de güvenli ve saygın bir yapıya sahip görülüyordu. Bu nedenle, mevcut bir telefonu çoğu kez civardaki 15-20 esnaf ortaklaşa kullanıyordu.

Birçok ticaret erbabı, kartvizitlerine “Tel 88’den” gibi notlar düşürüp kendilerini bu numaradan çağırtma imkânı yaratıyorlardı.

Biz, ilçemiz dışındaki bir yerle konuşmak istediğimizde önce postahaneyi arar, konuşacağımız telefon numarasını verirdik. Postahane görevlisi numarayla iletişim kurunca bize döner, bağlardı ve ancak böyle görüşmeyi gerçekleştirebilirdik. O zamanlar büyük yerleşim merkezlerinin telefonları 6 numara (22 63 47 gibi), küçük yerleşim yerlerinin de 2 numaraydı. {26 gibi).

Benim numaram 88’di. Evet, yalnızca 88. Bu iki numaralı iletişim aracı o kadar pahalıydı ki, neredeyse ikinci el bir araba fiyatına denk düşüyordu.

Postahaneye başvurarak, sıraya girmek de çare değildi. Çünkü sıranızın gelmesi ve size normal yollardan telefon bağlanması da imkânsız kadar uzaktı…

Ben o yıllarda 50 milyon gibi bir paraya kıyarak ikinci el bir telefon aldım diye babam bana darılmış, “Bu para bir telefona bağlanır mı?” diyerek bir zaman işyerime uğramamıştı.