18-ARKADAŞIMIZ MURAT’a HACİZ GÖNDERDİK

Tezgâhtarımız Erdal’ın tavsiyesine uyarak kuruyemiş satış yerimize bir de bakkaliye koymuştuk. Çok geçmeden de hata yapmış olduğumuzu anlamıştık.

Bir gün Hadim ilçesinden, kolonya imalâtına yeni başlamış biri servis aracıyla geldi. “İşe yeni başladım, yardımcı olun. 6 ay vade yapıyorum” dedi. Ben bir miktar kolonya aldım. Dükkânı yakınımızda olan Murat adlı arkadaşım da aldı ve senetleri tanzim ettik, imzalayıp verdik.

Ben, vadeleri geldiğinde senetleri ödedim. Ancak, Murat kendi senetlerini ödemiyordu. Neden ödemediğini sorduğumuzda türlü bahaneler uyduruyor, “Kolonya, kabak suyu” gibi sözlerle işi alaya ve hafife alıyordu.

O zamanlar telefon sayılı esnafta vardı. Hadim’li kolon-yacı da sık sık bizim telefonla Murat’ı arıyor, ödenmeyen senetler hakkında görüşme yapmak istiyordu. Biz, tezgâhtarı

Murat’a gönderiyorduk ama o kendini yok dedirtiyordu.

%

Bu durum, sonunda bizi de bıktırıp usandırdı. Konunun hakça bir çözüme ulaşması için oturup güzel bir plân yaptık.

Murat, köyden gelmiş 18 yaşlarında bir yeğenini dükkânda bırakıp zaman zaman tarlaya gidiyor, çifte çubuğa bakıyordu. Bizim de işe henüz başlamış Sadi adında tahsilli bir tezgâhtarımız vardı. Onu, eline bir dosya verip icra memuru gibi Murat’ın dükkânına gönderdik mi iş tamamdı…

Durumu tezgâhtar Sadi’ye anlattık, seve seve kabul etti. Hemen o gün koltuğuna bir dosya kıstırıp Murat’ın dükkânına gitti. O gün Murat yine tarladaymış. Köyden gelen yeğen de icra micra nedir bilmeyen bir genç. Sadi, “Ben icra memuruyum. Ödenmeyen senetlerden ötürü hacze geldim” diyor ve elindeki dosyaya buzdolabı ve diğer birkaç kıymetli eşyanın listesini çıkarıyor. Ve çıkıp geliyor bizim yanımıza. Murat’ın yeğeni de akşam biraz erkenden dükkânı kapatıp gidiyor.

Murat, benim dükkâna geldi sabahleyin. Ortağım Mehmet Emin ile oturuyordum. Telâşla konuştu ikimize birden.

“Arkadaşlar, kolonyacmın yaptığına bakın. Beni icraya vermiş!”

Biz, bir şeyden haberimiz yokmuş gibi davranarak, “O zaman sen de hemen borcunu öde. Öde ki, faiz ve harç masrafları üzerine binip borç iyice kabarmasın” dedik. Ha-dim’deki kolonyacı arkadaşı da önceden bu şaka oyun konusunda haberdar etmiştik.

Murat, işin ciddi olduğuna inanıp hemen eşinin bileziklerini bozdurdu, borcunu Halk Bankası kanalıyla o gün kuruşuna kadar ödedi.

Aradan yıllar geçmesine rağmen Murat işin gerçeğini bilemedi. Ama geçenlerde anlattık, gülüşüp helâlleştik.